Psikolojik ağrı diye birşey var mı ?

0
1919
views

-Herşeye baktık.

-Hiçbir sorun  görünmüyor.

-Sizin ağrınız psikolojik.

-Yani kafanızda.

Beyaz önlük giymiş birinden bu sözleri duyunca kendinizden şüphe edip “bu ağrıyı ben mi uyduruyorum” diye düşündüğünüz oldu  mu? Merak etmeyin yalnız değilsiniz.

Her yıl milyonlarca insana “sizin ağrınız psikolojik” denerek opioid sınıfından uyuşturucu benzeri ilaçlar öneriliyor.

Bu maalesef bizim ülkemiz için de geçerli. Gelişmiş ülkeler bu ilaçların yarattığı bağımlılık yüzünden yaşanan ölüm vakaları sebebiyle ciddi araştırmalar yapmaktalar. Ve bu araştırmalar çok önemli keşifleri de beraberinde getirdi.

Bu yazıda bu konuyu irdeleyip sizi “psikolojik ağrı” hastası olmakla yaftalayanlara sağlam bir cevap vereceğiz.

Ben deli değilim!

Siz, birine “ağrım var” dediğinizde karşınızdaki kişi size “aslında ağrın falan yok” diyorsa kendinizi bu cümleyle savunmanız gayet doğaldır.

Çünkü ağrı vardır, gerçektir ve siz onu iliklerinize kadar hissedersiniz.

Peki sizin iliklerinize kadar hissettiğiniz bu ağrının sebebini doktorlar neden bulamıyor?

1995 yılında Amerikalı bir inşaat işçisi kaza sonucu 15cm’lik bir çivinin üstüne bastı. Çivi ayakkabıyı delip üstten çıkmıştı. Dayanılmaz bir ağrı ile hastaneye kaldırılan işçi ancak morfin benzeri ilaçlarla sakinleştirilebildi. Doktorlar önce çiviyi daha sonra ayakkabıyı çıkardılar ve şaşkınlık içinde çivinin iki parmağın arasından geçip ayağı hiç yaralamadığını gördüler.  Bu vaka daha sonra İngiliz Tıp Dergisinde yayınlandı.

Sizce ayağı yaralanmadığı halde şiddetli ağrı şikayetinde bulunan inşaat işçisi deli miydi?

Elbette hayır.

Peki hiç yaralanma olmadığı halde nasıl bu kadar şiddetli bir ağrı meydana geliyor?

Olan şeyi anlaşılacak şekilde izah edelim.

Bunun ilk adımı ağrıyla ilgili yanlış bildklerimizi gözden geçirmek.

“Ağrı” bebeklik çağından itibaren öğrendiğimiz bir deneyimdir.

Emeklerken kafamızı sehpanın köşesine çarpınca canımız yanar ve ikinci geçişimizde o sert köşeye çarpmamamız gerektiğini öğrenmiş oluruz. Ağrı bizi yönlendiren bir uyarı sistemidir.

Ağrıyı kendi deneyimlerimiz dışında çevremizden de öğreniriz.

Düşen bebekler bazen “ağlamadan önce” etrafındaki yetişkinlerin tepkilerine bakarlar. Eğer tepkileriniz gerçekten kötü birşey olduğunu ima ediyorsa bebek ağlayarak reaksiyon verir. Sizin endişeli tutumunuz bebek için adeta “tehlikeli” bir durumun sağlamasını yapmak gibidir.

Ağrıyı böyle deneyimleyince, ağrı hissettiğimizde bunun bir yaralanmaya,bir hasara işaret ettiği düşüncesi yerleşik bir hal alır. Bir yerim ağrıyorsa bir arıza olmalı, bir kas, bir eklem hasar görmüş olmalı. Bu düşünce size de tanıdık geldi mi?

Oysa “ağrı” bizi koruyan bir sinyal sesi gibidir. Ağrı sisteminin hassasiyet derecesi değişebilir yani koruma seviyesi yükselebilir. Böyle durumlarda esen rüzgar bile “bir zararı olmasa da” ağrılarınızın nedeniymiş gibi görünebilir.

Ağrı sistemi hassaslaşınca ne olur?

Lütfen  şu şekli inceleyin ve açıklamaları dikkatlice okuyun.

Şeklin üst kısmında Normal Ağrı Sistemi görülüyor.

Normal çalışan bir sistem yaralanma sınırına yaklaştığımızda ağrı ile bizi uyarır. Ağrı ile korunan sınıra ulaşana kadar bütün aktivitleri hiç bir ağrı hissetmeden yapabilirsiniz. Eğer bu sınırı geçerseniz ağrı hissetmeye başlarsınız bu uyarı sınırları zorladıkça şiddetlenir. Çok şiddetli hale geldiğinde gözardı ederseniz muhtemelen kramp ya da bayılma sonucu yaptığınız şeyi bırakmak zorunda kalır ya da yaralanırsınız.

Şimdi Hassaslaşmış Ağrı Sistemine bakalım.

Dikkat ederseniz vücudumuzun yaralanma sınırı aynı kalsa da ağrı sistemi hassaslaştığı için daha biz zorlanmadan uyarı vermeye başlar. Hassas Ağrı Sistemi ise aktivitelerinizi “yaralanma aşamasına” ulaşmadan çooook  öncesinde sınırlar.

Bir örnek daha…

Ağrı sistemi bizi korumak için her daim görevdedir. Bu görev sırasında bir askeri birlikte nöbet tutan askerler gibi dört bir yanı kontrol eder. Her kuleden ara ara rapor alır, asayiş berkemal mi diye sorar.

Birliğin sınırlarına şüpheli bir kişi yaklaştığında kuledeki asker durumun ciddyetine göre tedbir alır ve durumu amirlerine bildirir. Eğer ciddi anlamda şüpheli bir durum varsa tüm birlik alarm durumuna geçer.

Ağrı sistemi de böyle çalışır. Bir hasar olmasa da gerçekten korunmanız, dikkat etmeniz gereken bir durum varsa bunu size şiddetli bir ağrı ile bildirir.  Çiviye basan inşaat işçisi içinde durum böyleydi. Büyük bir çivinin ayakkabıyı delecek şiddetle bir taraftan girip öbür taraftan çıktığını gözleriyle görüyordu. Ayakkabının içinde ayağı vardı ve bu çivinin ayağı yaralama ihtimali parmakların arasından geçme ihtimalinden çok daha fazlaydı. Olay yerinden (ayaktan) bildirim yapması gereken nöbetçilerden ses çıkmasa da civar nöbetçiler (gözler) çok ciddi bir tehlike var diye telsiz bildirmi yapıyordu.

Beyne ulaşan veriler olası büyük bir tehlikeyi işaret ediyordu. Ayakkabı çıkarıldı yaralanma olmadığı gözle görülüp teyit edildi o zaman ağrı hissetmek için bir neden kalmadı.

Ağrı sisteminin hassaslaşması normal mi?

Ağrı sisteminin gerekli zamanlarda mesela bir yaralanma sonrası hassaslaşması normal ancak sürekli hassas şekilde kalması normal değildir.

Benim sinir sistemim neden hassaslaşmış olarak kaldı?

Bunun birçok nedeni olabilir daha önceden geçirilmiş bir yaralanma iyileşse de ek başka nedenler dolayısı ile sinir sistemi hassas kalmış olabilir, genetik nedenler olabilir, hatalı ilaç kullanımı olabilir,  beyaz önlüklü bir uzmanın sizi gereksiz yere korkutması olabilir….vb

Gelelim güzel habere!

Doktorlar, her türlü yöntemi deneyip vücudunuzda bu ağrıya neden olacak birşey bulamıyorlarsa bunun nedeni büyük ihtimalle ağrınızın hassaslaşmış ağrı sistemi tarafından üretilmesidir.

Böyle bir ağrı sistemi hava durumu, klima, gerginlik, duygu durumu, gündelik hareketler, düzenli egzersizi bırakma, uykusuzluk, yorgunluk… ve benzeri bir çok durumdan etkilenip ağrı hissine neden olabilir.  Örnek üzerinden gidercek ağrınızın nedeni hava durumu değil hava durumunu bir tehditmiş gibi algılayan sinir sisteminizdir.

Israrcı ağrı sorunu olanların bireylerin beyinleri incelendiğinde işleyişin farklı olduğu görülmüştür. Henüz ısrarcı ağrı sorunu yaşayan bireylerin beyin aktivitelerini hızlıca ve ekonomik yolla ölçeçek bir yöntem bulunamadığı için bu incelemeler ancak araştırmalarda yapılmaktadır.

Tüm bu bilgileren sonra size çok güzel bir haberimiz var. Ağrı sisteminin hassasiyeti değişebiliyor ve bunu yapmanın en iyi yolu “hareket etmek”. Yaralanma sınırına ulaşmak için daha çok mesafeniz olduğunu bilerek aşamalı  bir programla ilerleyip tekrar eski ağrısız günlere dönmeniz mümkün.

Bir sonraki yazının konusu bu olacak..

Önceki İçerikParmak Çıtlatmak Kireçlenme Yapar mı?
Sonraki İçerikÇocuklarda Kuvvetlendirme Antrenmanları Yapmak Güvenli midir?
1998 yılında Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulundan Lisans,Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsünden 2001 yılında Yükseklisans 2011 yılında Doktora dereceleri ile mezun oldum. Mezuniyetimden bu yana ağırlıklı olarak Erişkin Ortopedi ve Sporcu Sağlığı alanında çalışmakla beraber erişkin Nöroloji alanında da klinik çalışmalarda bulundum. İlgi alanlarım Manuel Terapi(Mulligan Konsepti), Terapatik Ağrı Eğitimi, Fonksionel Egzersiz,Bantlama,Kronik Ağrı,Asistif Teknoloji
TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here