Hacamat ve Kirli Kan: Gerçek mi Şehir Efsanesi mi?

Bu makalede hacamatın öne çıkan iddialarından olan kirli kan meselesi irdelenmiştir.

2
22149
views

Konu çok çetrefilli.

Hacamat.
Yorum yapmaya korkuyor herkes.
Bence bunun iki nedeni var:
1- Bu işi yapan kişiler “sünnet” sözünü kullanarak hacamata bir kutsallık atfediyorlar. İşin ucu inanca dayandı mı herkes bu konulara girmekten çekiniyor. Bunu yapanlarda bunu iyi bildiklerinden olabildiğince işin bu yönünü öne çıkarıyor. En ufak itirazda sünnet ama diyorlar. Söz konusu ulaşım olunca deveden arabaya geçen anlayış söz konusu sağlık olunca modern yöntemler yerine hacamatta ısrar ediyor. Dediğim gibi yazının esas odağı inanç meselesi değil.
2-Bir kısım insan da bu işten düzenli gelir sağladıkları için eleştirilmesine, sorgulanmasına tahammül edemiyorlar. Sonuçta kimse düzenli gelir sağladığı işinin bozulmasını istemiyor. Ticaret bazen acımasız olabiliyor. Bu işi hayrına sevap kazanmak için yapan var mı bilmiyorum ben hiç denk gelmedim. En iyisi; gönlünden ne koparsa diyor.

Neden Hacamat’ı yazmak istedim?

Sağda solda kanlı paylaşımları ve garip söylemleri gördükçe bunların gerçekliğini merak ediyor insan. Söylenenler sizin bildiklerinizle çelişiyor. Akla hayale gelmeyecek vaatlerle süslenmiş cümleler havada uçuşuyor. Sanırsın ki; sağlıkla ilgili bütün okulları kapatsak , bütün bilimsel gelişmeleri çöpe atsak sadece “hacamat yapsak” yeter. Bunu bu işin ticaretini yapanların istemesi çok doğal. Herkes yaptırsın, her ayın belirli günleri yaptırsın. Sağlığın salt ticarete döndüğü her konu beni rahatsız ediyor. Buna kendi mesleğimin uygulamaları da dahil, bir cerrahinin övülmesi de bir cihazın göklere çıkarılması da.
Hacamat işine kutsiyet/ilahilik atfedenlere bakarsanız “sorgulamak” bile günah. Onlara anlayacakları dilden “Çin’de de olsa ilmi arayınız.” sözüne atıf yaparak herşeye iyi geldiği iddia edilen bu yöntemin öne çıkan iddialarına önyargısız bir şekilde bakmaya çalışacağım.

Önce kan ve kan dolaşımı hakkında birkaç özet bilgi vereyim.

Kan vücutta; besin/oksijen/hormon/atık madde gibi çeşitli yapıların taşındığı yaşam sıvısıdır. Kan, damarlar ve kılcal damarlar aracılığı ile vücudumuzun her noktasına ulaşır. Kanı oluşturan hücreler  kemiklerin yumuşak kısımları ile  kemik iliğinde, lenf düğümleri ve dalak gibi organlarda üretilir.

Kalpten çıkıp vücudumuzdaki tüm ücra köşelere ve dokulara ulaşan damarlar “atardamar” olarak bilinirken vücudumuzdaki kanı toplayıp kalbe geri taşıyanlar “toplardamar” olarak bilinir.
Damarlarların vücudumuzun en küçük alanlarına ulaşan hali “kılcal damarlar” olarak bilinir.
Kan doğası gereği damarlarımız aracılığı ile vücutta sürekli dolaşım ve hareket halindedir.

Kan vücut dışına çıkınca ne olur?

Kan; vücut dışına çıktığı anda kıvamı ve rengi koyulaşır. Bu özellik pıhtılaşma olarak bilinir. Cildinizi kestiğinizde sürekli kan kaybını durduran şey bu pıhtılaşma özelliğidir. Kan hücreleri adeta kesilmiş derinin girişinde bir bariyer oluşturup daha fazla kan kaybetmenizi önlerler.

Kanı sürekli bir akış ve hareket halindedir, hareketi yavaşlayıp, durduğunda ya da vücut dışına çıktığında hareket etme özelliği kaybolduğundan pıhıtlaşmaya meyillidir.

Örneğin; hastane laboratuvarlarda kanın özel makinelerde sürekli çalkalanmasının nedeni işte bu pıhtılaşmayı önlemektir.
Kanın rengi kırmızıdır. Akciğerlere uğrayıp; oksijenlendiği zaman rengi biraz daha açık, oksijeni azsa biraz daha koyudur ama kan heryerde temel özellik açısından aynıdır ve kırmızı akar. Yani kan resimlerde gösterildiği gibi vücudumuzun bir kısmında mavi bir kısmında kırmızı şekilde dolaşmaz.
Görsellerde böyle resmedilmesinin amacı atar ve toplar damarları ayrı ayrı gösterebilme ve dolaşım sistemini anlamayı kolaylaştırmaktır.

Hacamatın öne çıkan iddiaları

Bu temel bilgilerden sonra; hacamat yapanların sıkça dile getirdiği iki iddianın gerçekliğine bakalım.

İddia 1-“Biz ciltte kesi yapıp kirli kanı  alıyoruz.”

Bu iddiaya göre cildimizin hemen altında; içinde “kirli” kanın dolaştığı kılcal damarlar yer alır cildi kesince bu kirli kan vakumlu kaba dolar. Kirli kan vücuttan atılınca da vücut kendine gelir, rahatlar. Tüm hastalıklar şıp diye iyileşir(!!!)
Birlikte, bakalım gerçekten öyle mi?
Hacamatta kesi uygulanan bölge cildimiz.
Cildin üst tabakasında aşağıdaki büyük resimde gördüğünüz gibi bir kılcal damar ağı bulunur.
Bu kılcal damar ağı kılcal damarların kesintisiz şekilde BİRLEŞMESİNDEN meydana gelir.
Eğer cildinizde bir kesi, bir delik açılırsa zedelenen kılcal damarlardan kan dışarı sızar.
Yani keskin bir cisimle, cildi kestiğinizde hem mavi/hem kırmızı renkli kılcallar beraberce hasar görür ve vakumlu kapta biriken kan “kirli değil” bildiğimiz dolaşımda yol alan kanın bir örneği olur. Hatta  kalbin pompalama etkisi ve vakum birlikte düşünüldüğünde kupanın içinde daha çok temiz kanın biriktiğini iddia edebiliriz.
Sonuç: Cildi kesip oradan vakumla kan çektiğinizde gelen kan “kirli kan” değildir. O bölgeyi beslemek üzere gelen kılcal damarlar ile o bölgeden atıkları taşıyan kılcallardan alınan karma bir örnektir. Ayrıca kanın daha az oksijen taşıması bir kirlilik alemeti değildir. Vücudumuzun her yerinde kan dolaşımı anlık olarak sürekli değişmektedir.

İddia 2: Alınan kanın kirli olduğunu ispat için dile getirilen bir başka söylem de şudur. Vakumlu kabın içinde rengi ve kıvamı koyulaşmış kanı gösterip “gördünüz mü ne kadar kirli” denmektedir.

Bu iddia da oldukça temelsiz bir iddiadır. Vücudumuzun neresinden kan alırsanız alın o kanı bir süre beklettiğinizde kan doğal olarak pelte gibi koyu kıvamlı bir hal alır ve rengi koyulaşır. Bu görüntü kanın kirli olduğunu göstermez.
Ayrıca atardamarlar ile toplardamarlarda dolaşan kanın pıhtılaşma özelliklerine bakıldığında arada bariz bir farkın olmadığını gösteren bilimsel çalışmalar da mevcuttur.

Sonuç olarak;

-Hacamatla alınan kan kirli kan değildir.
-Kanın pıhıtlaşması doğal bir özelliktir. Kanın kirli olduğunu göstermez.

Ben yaptım bana iyi geldi diyenler var bunu nasıl izah edeceğiz peki?

Bunun izahı oldukça kolaydır. İnsan beyni son derece güçlü ve gizemli özelliklere sahiptir.
Beynimiz hissettiklerimizi beklentilerimize göre modifiye edebilir.
Beynimiz tüm vücudu saran sinir lifleri ve kan dolaşımına saldığı hormonlar aracılığı ile hiç beklenmedik, mucizevi gibi görünen değişikliklere yol açabilir.
Ağrı kesiciler üzerinde yapılan bir deneyden örnekler verelim.
Ağrı kesiciyi;
-Beyaz bir tablet olarak verirseniz bir çok denekte işe yarar.
-İlacı, içeriği aynı kalsa da kapsül şeklinde verirseniz daha çok işe yarar.
-İlacı, içeriği aynı olsa da kapsül şeklinde yapar ve üzerine bir marka basarsanız çok daha etkili hale gelir.
Burada etkiyi arttıran şey kişinin ilacın şekline bakarak değişen beklentisidir.
Bir tedavide sonucu etkileyen birçok unsur vardır. Kişinin tavrı, kliniğin temiz oluşu, duyduğunuz güven, yapılan işlem sırasında size söylenen sözler ve verilen vaatler. Bunların hepsi sizin üzerinizde olumlu ya da olumsuz etkiler oluşturabilir.
İçeriğinde kimyasal/ilaç etkili birşey olmasa da serum takar takmaz iyileşen hastaların varlığı da “iyileşme beklentisinin” ne kadar etkili olduğunu göstermektedir.

“İnsanlarda; bir yöntemin ne kadar çok iğne, kan ve cerrahi benzeri girişim içeriyorsa o kadar etkili olduğu fikri hakimdir.” Hacamat insanlarda bu beklentileri uyandıracak özellikleri fazlasıyla barındırmaktadır.

Daha da ileri gidelim.
Sizi ameliyat edeceğiz denilip aslında ameliyat edilmeyen hastalarda da görülen bariz iyileşmeler vardır. Bu konuda Avustralyalı Ian Harris isimli bir ortopedi doktorunun yazdığı kitapta sayısız vaka örneklerini bulabilirsiniz.

Ne demek istiyoruz?

İnsan beyni ve bedeni beklentilere göre uygun cevaplar üretebilir. Eğer bir şeyin size iyi geleceğine yürekten inanmışsanız beyniniz size bu hissi tattırabilir. Bedeninizde bu değişimin izlerini görebilirsiniz. Buna biz plasebo etkisi diyoruz.

“Hacamata yüklediğiniz beklentinin karşınıza çıkması özünde sizin kendi eserinizdir.”

Bunun dışında cildi kesip oraya vakum uyguladığızda oluşan morluklar ve değişim ister istemez o bölgedeki hislerinizi değiştirecektir.
Morarmış bir cilt alanı ile sağlıklı cildin hissi doğal olarak birbirinden farklı olacaktır.
Vücudumuzda bir yer ağırlıyken bir başka bölgeye hacamat gibi acılı/basınçlı/cilt kesisi gibi uygulamalar yaptığınızda orjinal bölgedeki ağrı daha az hissedilebilir.
Bunun bir çok örneği vardır bunlar özünde tedavi değil sinir sisteminin dikkatini bir başka yere çekmek gibidir.
Bunun bir uç örneğini aşağıdaki klipte görebilirsiniz. Bu yöntem Afrika ülkelerinden Mozambikte başağrısı için uygulanan bir tedavi olarak geçmektedir.

Videoklip insanların “dövülerek iyileşceklerine inandığını” gösteriyor.

Şimdi kendinizi hacamat olan birinin yerine koyun.

1-Cilt kesiliyor (adeta ameliyat gibi).
Vücudunuzdan kan çıkıyor
2-Kendinden son derece emin, belki de önlüklü, cübbeli ya da sakallı bir biri size kanı gösterip “kirli kanı aldık” “sünneti yerine getirdik” “sevap kazandık” “ şimdi vücutta aldığımız bu kanın yerine taze kan üretilecek” gibi şeyler söyledi.
3-Zaten oraya bir arkadaşınızın önerisiyle gitmiştiniz.
Böyle bir sahnede hissettiğiniz şeylerde değişiklik olması son derece doğaldır.
Bu değişimin nedeni büyük oranda hacamat değil “beklentilere” cevap vermeye hazır olan beyninizdir.

Son söz:

-Hacamat yapanlar ciltten kirli kanı alıyoruz söylemi ile pıhtılaşan kanı kirli kan gibi gösteren söylemlere dayalı reklamlara son vermeliler. İşe yaradığını düşünüyorlarsa daha akla yatkın açıklamalar bulmaya çalışmalıdırlar.

-Bir tedavinin eskilere dayanıyor olması iyi olduğunu göstermez. Mesela; 1950’lerde insanlar sağlıklı olduğu düşünülerek sigara içmeye teşvik ediliyordu. Şimdi ise bırakmaları için herşey yapılıyor.

-Hayırlı olduğu söylenen bir yöntem size din/sünnet/inanç gibi etiketlerle pazarlanmaya, düzenli şekilde satılmaya çalışıyorsa en azından dile getrilen iddialar sorgulanmalıdır.

-Bir yöntemin bir kişiye iyi gelmesi herkes için ve her durum için uygun olduğu anlamına gelmez.
-Cildin kesilmesi ile oluşabilecek enfeksiyon, bulaşıcı hastalık gibi risklere ilişkin kaya geçirilmiş bir çok vaka mevcuttur.
-İlla, o kan damarda durmaz akması lazım diyorsanız son derece hayati önem arzeden bir konuya destek olup kan bağışı yapmayı deneyebilirsiniz.
-Vücuttan kan alınması çok nadir tıbbi durumlarda gerekebilir. Eğer böyle bir şikayetiniz varsa başvuracağınız doğru adres olası riskleri en aza indiren hastaneler olmalıdır.
– Bilip, araştırklarımızı paylaşmak bizden ama sonuç olarak sizin bedeniniz, sizin kararınız.
Önemli Not: Bu yazının altına da ilk satırlarda bahsettiğim sebeplerle olumsuz yorum yapan birçok kişi gelebilir. Eğer incelerseniz bu kişilerin büyük oranda bu işten geçimlerini sağlayan kişiler olduğu dikkatinizi çekecektir. Yazıda öne sürülen bilimsel gerçekleri Kirli Kan ve Pıhtılaşmaya dair bilinenleri çürütecek bilgilerin ve aklı başında yorumların başımızın üzerinde yeri  olduğunu buraya not düşelim.
Kaynaklar:
https://www.karger.com/Article/Pdf/208865
https://www.hindawi.com/journals/anemia/2010/857657/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/books/NBK54112/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11325577
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmedhealth/PMH0072434/
https://www.ncbi.nlm.nih.gov/pubmed/11841335
Önceki İçerikOmurgadaki diskler kayar mı ?
Sonraki İçerikDiz yaralanmalarından korunma: sezonu kapatmanızı önleyecek egzersizler
1998 yılında Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulundan Lisans,Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsünden 2001 yılında Yükseklisans 2011 yılında Doktora dereceleri ile mezun oldum. Mezuniyetimden bu yana ağırlıklı olarak Erişkin Ortopedi ve Sporcu Sağlığı alanında çalışmakla beraber erişkin Nöroloji alanında da klinik çalışmalarda bulundum. İlgi alanlarım Manuel Terapi(Mulligan Konsepti), Terapatik Ağrı Eğitimi, Fonksionel Egzersiz,Bantlama,Kronik Ağrı,Asistif Teknoloji
TEILEN

2 YORUMLAR

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here