Ağrı vücutta gezer mi?

0
4231
views

Ağrı vücutta gezer mi, hocam?

Bu soru fizyoterapistler olarak sıkça karşılaştığımız sorulardan biridir. Ağrının zaman zaman farklı yerlerde hissedilmesi, vücudumuzda gezindiği izlenimini uyandırır.

Peki ağrı gerçekten vücutta gezinir mi?

Bu soruya; “ağrı vücutta gezinmez” diyerek kısa ve öz bir yanıt vermek isterdik ancak bu cevap ne sizi tatmin eder ne de bizi. Bu konunun sizin tarafınızdan anlaşılması büyük önem arzediyor. Bu nedenle detaylara girmek istiyoruz.

Önce 3 cümleyle ağrıyı tanımlayalım.

-Ağrı sağlıklı olan herkesin hissettiği “normal” bir deneyimdir. 

-Ağrı, tıpkı “susuzluk hissi” gibi sizi birşey yapmaya zorlayan ve vücudumuza etki eden durumlara karşı “beynin ürettiği” bir uyarı sinyalidir.

-Ağrı hissetmiyor olsaydık uzun ve sağlıklı bir ömür sürmemiz mümkün olmazdı. 

Nasıl ağrı hissediyoruz?

Onyedinci yüzyılda Fransız biliminsanı Rene DesCartes “insan nasıl ağrı hisseder” sorusuna cevap vermek için bir fikir ortaya attı ve gördüğünüz resimle bunu izah etmeye çalıştı.

Ona göre; ağrı vücudumuzda oluşuyor ve sonradan beyne doğru giden bir kanaldan geçip özel bir bölgeye ulaşıyordu.  Yaklaşık 300 yıl boyunca insanoğlu “ağrının vücutta oluşup beyne ulaştığını” düşündü. Hatta; beyinden o bölgeyi çıkarırsak sorunu çözeriz  düşüncesiyle sonuç alınamayan ameliyatlar yapıldı. 

Fransız bilim adamı tarafından ortaya sürülen ağrının vücutta oluşup beyne ulaştığı tezi, bazı vakaları açıklamaya da yetmiyordu.

Mesela herhangi bir nedenle kolu ya da bacağı kopmuş kişiler olmayan kol ya da bacaklarının ağrıdığından şikayet ediyorlardı. Üstelik bu ağrı son derece gerçekti.

Öyle ya olmayan bir kol, olmayan bir bacak nasıl ağrıyabilirdi. DesCartesin önerdiği model bunu açıklayamıyordu.

Bilim adamları bu ve benzeri vakalar üzerinde yaptıkları araştırmalarla ağrı hissinin daha karmaşık bir yapısı olduğunu anladılar. Özellikle son 20 yılda “ağrı” yı anlama yönünde büyük adımlar atıldı.

Son bilgilerimize göre ağrı vücutta değil, beyinde oluşmaktadır. Şimdi biraz daha detay vererek konuyu anlaşılır hale getirelim.

Vücudumuzun koruyucusu, ağrı sistemini tanıyalım.

Ağrı sistemi vücudumuzun her yanını en ücra köşelerine kadar saran “sinir ağı” üzerinde faaliyet gösterir. Ağrı sisteminin üç ana elemanı vardır: Beyin, sinir lifleri ve alıcı hücreler.

Vücudumuzun her yanına yayılmış olan “alıcı hücreler” vücudumuzu etkileyen mekanik, termal ya da kimyasal olayları tespit edip daha üst merkezlere bildirirler. 

Üst merkezler gelen bu “haberleri” diğer başka bilgiler eşliğinde değerlendirirler eğer bir “tehdit/tehlike” olduğu kanaatine varılırsa ağrı hissi ile bunu size bildirirler.

Siz de yapılması gerekeni yaparsınız.

Ağrı sistemi çevreden vücudumuza yönelen tehditleri ve vücut hareketlerimizi her daim denetim altında tutar.

Mesela; omzunuzun üstüne düştüğünüzde omuz bölgesindeki dokular hasar görebilir.  Bu durumda hasar gören yapıların sağlıklı iyileşmesi için bu yapıların dinlenmesi ve bu sebeple omuz hareketlerinin kısıtlanması gerekir.  

Böyle bir yaralanmanın ardından hareketlerimiz nasıl kısıtlanır?

Ağrı sistemi, böyle bir yaralanmanın ardından  “hemen hassaslaşır” ve daha önceden her yöne hareket edebilen omzunuzun bazı hareketleri ağrılı hale gelir siz de o hareketlerden uzak durur ve dokuların iyileşmesine imkan vermiş olursunuz.

Günler geçtikçe, hasar görmüş dokular iyileşir ve bu iyileşmeye paralel olarak ağrı sistemindeki hassasiyet azalır ve omzunuzu daha fazla hareket ettirmeye başlarsınız. 

Aradan geçen haftalar sonunda, dokular tamamen iyileşir ve ağrı sisteminin hassasiyeti eskiden olduğu gibi normale döner ve tekrar özgürce hareket etmeye başlarsınız.

Peki ağrı sistemi sadece yaralanma olduğunda mı uyarı verir veya hassaslaşır?

Hayır. Hemen bir başka örnek verelim. 

Parmağınızı, bu şekilde geriye doğru büktüğünüzde henüz parmağınızda bir yaralanma olmasa da ağrı/acı hissedersiniz. Burada “ağrı sistemi” size şu mesajı vermektedir parmağını bu şekilde zorlamaya devam edersen zarar verebilirsin. Bu uyarıya icabet eder ve parmağınızı bırakırsanız bir süre sonra hissettiğiniz ağrı kaybolacaktır.

Örneklerden de anlaşılacağı gibi ağrı sistemi bedenimizi ve çevrenin ona etkilerini sürekli denetleyen bir “alarm sistemi gibi görev” görür. Gerçekten tehlike arzeden bir durum olmasa bile, eğer beyniniz kendisine gelen bilgilere göre sizi bir tehlike içinde görüyorsa ağrı hissetmenizi sağlar ve sizi uyarmaya devam eder.

Bu durum, araba alarmınızın hem bir kediye hem de gerçek bir hırsıza karşı yüksek sesle sizi uyarmasına benzer.

Bazen alarm sistemi öylesine hassaslaşır ki esen bir rüzgara ya da arabanın üstüne düşen bir kuru yaprağa bile reaksiyon verebilir.

Gerçekten bir tehlike olup olmadığını anlamak için bazen pencereden bakmaya, hatta arabanızın yanına gitmeye ihtiyacınız olabilir. Eğer alarmın çalmasına sebep olan şey bir kediyse endişelenmeye gerek yok der geri dönersiniz. Bu iş can sıkıcı boyutlara ulaşınca da alarm sistemini tamir ettirmenin yollarını ararsınız.

Siz de hissettiğiniz ağrıyı bir alarm sinyali gibi düşünmelisiniz. Ağrım var fakat bu ağrı gerçek bir tehlikeye mi işaret ediyor yoksa arabanın üstündeki bir kedi ya da yaprak gibi herhangi bir tehlike olmasa da ağrı sistemim beni korumaya mı çalışıyor?

Şimdi; Ağrı vücutta gezer mi sorusunu cevaplayalım.

“Ağrı sistemi” vücudumuzun farklı bölgelerinden aldığı bilgiler öncelik sırasına göre işleme koyabilir hal böyle olunca bir gün önce kolunuzda ağrı hissederken, diğer gün bacağınızda bir ağrı hissedebilirsiniz. 

Bu durumda;  kolunuzda oluşan ağrı bacağınıza gitmiş değildir çünkü daha önce de söylediğimiz gibi ağrı vücutta oluşmaz beyin tarafından üretilir. Bu iki ağrı birbirinden tamamen farklı iki duruma işaret ediyor olabilir.

Bunun dışında ağrı sistemi hassaslaşmış ise normalde aldırış etmeyeceği en ufak uyarılara dahi reaksiyon verebilir bu da vücudun birden çok bölgesinde nedeni bilinmeyen ağrıların hissedilmesine neden olabilir. Hassaslaşmış ağrı sisteminde; vücudumuzda bilgi taşımakla görevli sinir lifleri gereksiz ve nedensiz sinyaller üreterek farklı bölgelerde ağrı hissedilmesine neden olabilir.

 Örneğimizi yineliyelim; düşen yapraklara reaksiyon verecek kadar hassas bir araba alarmınız var ve siz  arabanızı sonbaharda bir ağacın altına parketmişseniz düşen her yaprakta alarm sistemi  herhangi bir tehlike olmadığı halde uyarı verecektir. Düşen her yaprak bir başka yerde hissedilecektir. Tıpkı gezdiğini düşündüğünüz ağrılar gibi.

Sonuç:

-Örneklerden de anlaşılacağı gibi ağrı hissetmek o bölgede mutlaka bir yaralanma ya da hasar olduğunu göstermez.

-Susuzluk hissi, sizi su aramaya motive eder. Benzer şekilde ofiste çalışırken ağrıyan boynunuz size “çok hareketsiz kaldın, biraz germe egzersizleri yap” demek istiyor olabilir.

-Ağrı mesajı birçok anlama gelebilir, eğer bilinen bariz bir travma ve hastalığınız yoksa yoksa düşük şiddetli bu ağrıların verdiği mesajı bulmak daha çok size düşmektedir. Mesaj; çalışma şekline, duruşuna, uyku düzenine veya işle ilgili stres seviyene dikkat et olabilir. Belki de bu ağrı, ağrı sisteminin biraz spor yapmaya ne dersin? mesajıdır.

-Ağrı ile ilgili algınızı ve bakış açınızı değiştirir ve onun verdiği mesajları doğru yorumlarsanız daha sağlıklı bir hayat sürebilirsiniz.

-Aşağıda 17.yüzyılda önerilen model ile bugün doğru bildiğimiz modelin karşılaştırmasını bulacaksınız.  Ağrı Beyninizin üründür, önceki deneyimleriniz, ruh haliniz, endişeleriniz, uyku düzeniniz, korkularınız, doktorun size söyledikleri… bir çok şey ağrınızı tetikleyebilir.

-Lütfen şunu unutmayın. İnsan vücudu iyileşmeye programlıdır ve sandığınızdan çok daha güçlüdür. Bilinen bir neden yoksa hissettiğiniz ağrılar sizi endişeye sevketmemeli bunu tıpkı susuzluk gibi vücudunuzun bir mesajı olarak algılamasınız. İşin içinden çıkamadığınız durumlarda biz fizyoterapistler zaten yanıbaşınızda olacağız.

Önceki İçerikSoğuma Egzersizleri Kas Ağrılarını Azaltır mı?
Sonraki İçerikBel fıtığı genetik kaynaklı olabilir mi?
1998 yılında Hacettepe Üniversitesi Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Yüksekokulundan Lisans,Hacettepe Üniversitesi Sağlık Bilimleri Enstitüsünden 2001 yılında Yükseklisans 2011 yılında Doktora dereceleri ile mezun oldum. Mezuniyetimden bu yana ağırlıklı olarak Erişkin Ortopedi ve Sporcu Sağlığı alanında çalışmakla beraber erişkin Nöroloji alanında da klinik çalışmalarda bulundum. İlgi alanlarım Manuel Terapi(Mulligan Konsepti), Terapatik Ağrı Eğitimi, Fonksionel Egzersiz,Bantlama,Kronik Ağrı,Asistif Teknoloji
TEILEN

CEVAP VER

Please enter your comment!
Please enter your name here